
Birçok kurumun, BT alanında ihtiyaçları gün geçtikçe artmakla beraber maalesef BT yatırımlarına ayrılan bütçelerde hem daralma hem de geciktirme söz konusu. Bu tür zorluklar BT yöneticilerin orta ve uzun vadeli planlar yapmasına ve en son teknoloji ürünleri kullanmasına engel olmaktadır. Dünya genelinde, şirketlerin BT bütçeleri Cirolarının %2 ila %4 ü arasında iken, ülkemizdeki birçok orta ölçekli işletmede bu bütçeler %0.1 ve hatta daha altında değerlerde. Bütün bu finansal kısıtlar ve oldukça ilerlemiş ve git gide daha komplike olan teknolojilere yatırım yapmak neredeyse imkansız hale geliyor.
KLASİK YATIRIM YAKLAŞIMI
Yukarıda anlatmaya çalıştığımız sebeplerden ötürü, BT yatırımları genellikle fazlara bölünerek gerçekleştiriliyor. Örnek vermek gerekirse, ortalama bir işletme, varlığını devam ettirmek ve ana işi ile ilgili ürün ve hizmetleri yönetebilmek için Üretim Planlama, Satış ve Pazarlama, Finans, İnsan Kaynakları, Stok ve Depo Yönetimi, Satış Sonrası Hizmetler ve benzeri iş birimlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak uygulamalara ihtiyaç duymaktadır. Bununla beraber, kurum içi kimlik yönetimi ve yetkilendirme, dosya paylaşma ve eposta hizmeti gibi bazı temel hizmetlerin de sağlanması gerekmektedir. Bilindiği üzere, klasik yaklaşım, bu tür uygulama ve servislerin her biri için uygulama ya da yazılım sağlayan firmaların uygun bulacağı sunucu donanımlarının ayrı ayrı satın alınması sureti ile bir sunucu havuzu oluşturarak BT altyapısını kurmak şeklinde idi. Ancak, bu tür bir yaklaşımın günümüzde, yedekleme, süreklilik, performans ve yönetilebilirlik ile beraber operasyonel maliyet açısında efektif ve verimli olmadığı çok açıktır. Üstelik onca donanım yatırımı yapmak da yatırımcılar için her zaman kabul görmediğinden BT yöneticileri çaresizce daha iptidai çözümlere yönelmek zorunda kalıyorlardı. Gözlemlerimiz ve çeşitli müşteri ziyaretlerimizde, KOBI diyebileceğimiz ölçekli kurumların, en kritik uygulamalarını yatırım maliyetini düşürmek adına neredeyse TOPLAMA diyebileceğimiz markası, modeli ve garantisi olmayan donanımlarda çalıştırdığına, hatta bu cihazları Banyo ve Mutfak gibi ortamlarda sakladıklarına da şahit olduk.
SANALLAŞTIRMA İLE GELEN KOLAYLIK
2000’li yılların başından itibaren Sanallaştırma teknolojilerinin hayatımıza girmesi ile birlikte, BT uzmanlarının donanım ihtiyaçlarını asgariye indirebilecek, tek bir donanım kaynağı üzerinde birden fazla sunucuyu birbirinden bağımsız olarak çalıştırabilecek imkanlar oluşmaya başladı. Sanallaştırmanın bizlere getirdiği kolaylıkları ve avantajları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz
Enerji Maliyetinin Düşmesi; Daha az donanım kullanımı ile soğutma ihtiyacının azalması ve buna bağlı elektrik tüketiminin de azalması sayesinde enerji maliyetleri otomatik olarak düşecektir. Ortalama bir sanallaştırma yatırımının geri dönüşü 8 ila 12 ay içerisinde mümkündür.
Süreklilik ve Yedekleme Kolaylığı; Konvansiyonel sistemlerde her donanımın ayrı ayrı yedeklenmesi ve farklı bir donanıma veri aktarımı oldukça zor iken, sanallaştırılmış ortamların yedeklemesi ve replikasyon ile sürekliliğin sağlanması daha kolay hale geldi.
Operasyonel Yönetim Kolaylığı; Yazılım geliştirme, paket program uyarlama veya uygulama / işletim sistemi güncelleme gibi işlemler için test ortamları oluşturarak riski azaltma imkanları sayesinde servis kesintileri azaldı.
İhtiyaca Göre Büyüme; Verinin büyümesi veya işlem hacminin artması ile, ihtiyaç duyulan işlemci, bellek veya disk alanı artırımı kesintisiz ve kısa sürede devreye alınabilir hale geldi. Bu sayede, iş ihtiyaçlarına daha hızlı cevap veren BT altyapılarına sahip olduk. Bütün bu kolaylıklar ve operasyonel maliyetleri düşürebilecek teknolojilere rağmen, Sanallaştırmanın ilk dönemlerinde kendi içerisinde “High Available” yani yüksek süreklilik sağlayabilecek altyapıları oluşturmak için ciddi yatırımlar yine de gerekmektedir. Kurumların yatırım yaparken daimi olarak ilk baktıkları kriter başlangıç yatırımı sırasında oluşabilecek finansman ihtiyaçlarının büyüklüğü olduğu için, birçok küçük ve orta ölçekli firmanın bugün bile henüz sanallaştırma dünyasında tam olarak geçmediği ve halen eski konvansiyonel modeldeki gibi sürekli zamana yayılarak satın alma yolu ile donanım kaynaklarını arttırma modeli ile ilerlediğini, zaman içinde de sistem odalarının kaynakları tam optimize olmayan bir hurda donanım parkı ve atıl kapasite ile dolduğunu söylemek yanlış olmaz.